WING-TSUN TARİHİ

WING-TSUN TARİHİ

WING-TSUN TARİHİ

WTEO

Günümüzden yaklaşık iki yüz elli yıl önce (Tarihler tam olarak bilinmese bile Wing Tsun’un Doğuşu ve Shao Lin Manastırının yanması günümüzden 250-300 yıl öncesine dayanır. Ching Hanedanı Yung-Cheng döneminde, Mançuyalıların yaptığı bir kuşatma esnasında manastırda yaşayanlardan birisi olan Ma Ning Yee tarafından, Shao Lin Manastırı ateşe verildi. Manastırın Yanmasından sonra olay hakkında iki rivayet yayıldı. Birinci hikayeye göre; sadece beş rahip olaydan kurtularak kaçmayı başarmışlar ve gizlendikleri yerde teşkilatlar kurarak Ching Hanedanlığı aleyhinde savaşmışlardı. Daha çok savaşçılar arasında kabul görüp yayılan ikinci hikayeye göre ise olay hakkında bazı farklılıklar var, manastırın yanması olayı hariç bu hikayeye göre kurtulanların sayısı beşten daha fazla idi. Burada Manastırın yanmasından itibaren anlatacağımız hikaye ise tabi ki dövüşçüler arasında kabul gören ikinci hikaye.

Yeni Bir Dövüş Sisteminin Doğuşu: Yangın sırasında rahiplerin ve dövüş sanatlarında çok iyi usta olanların çoğunun öldürüldüğü yada yandığı söylenir. Bununla birlikte yangından kurtulan kişiler olabilmiştir ve kurtulanların arasında Beş Büyükler olarak bilinen Budist Rahibe Ng Mui, usta Chi shin, usta Pak Mei, usta Fung To Tak ve usta Miu Hinde vardı. Manastırda en fazla talebe yetiştiren usta Chi Shi, kendisiyle birlikte kurtulanlardan, mançulara karşı savaşmalarını istediği için bu rahipler Mançular tarafından aranıyordu. Bu nedenle rahipler ülkenin farklı yerlerine dağılarak oralarda gizlice faaliyetlerde bulunmaya başladılar. Budist Rahibe Ng Mui, beş büyüklerden en yaşlı ve de manastırın tek bayanıydı. Ülkenin dört bir yanında dolaştıktan sonra Yunnan ve Szecvan eyaletleri sınırında Tai Leung dağındaki Beyaz Turna Tapınağına yerleşti. Yaşadıklarını hiçbir zaman aklından çıkarmayan Ng Mui bu tapınakta Zen Tarikatı ile ilgilenirken aynı zamanda dövüş teknikleri çalışıyordu. Bununla birlikte ciddi bir endişe daha taşıyordu, bu endişesi Shao Lin Manastırında mançularla işbirliği yapan yetenekli dövüşçülere ve mançulara karşı nasıl korunacağı idi. O an itibariyle işbirlikçilerden daha iyi teknikler biliyordu. Fakat zaman içinde kendisinden daha kuvvetli olan bu işbirlikçilerden zayıf duruma düşebilirdi. Bu durumda yapılabilecek tek şey, mevcut Shoa Lin Tekniklerini mağlup edebilecek yeni bir dövüş sitemi ortaya çıkarmak idi. Şansı bir tilki ile vahşi büyük bir turnanın yaptıkları dövüşe tanık olunca geri dönmüştü. Tilki turnanın etrafında ölümcül bir atak yapılabilmek umuduyla dairesel şeklinde dönerken turna dairenin ortasında kalıp daima tilkiye karşı dönüyordu. Turna, tilkinin pençesiyle yaptığı her saldırıyı kanatlarının birisiyle karşılarken aynı anda gagası ile kontra atak yapıyordu. Böylece turna kendisini kanatları ile koruyup gagası ile saldırabiliyordu. Ng Mui’nin gözlediği bu kavga uzun bir zaman devam etti. Bu kavga Ng Mui’ye yeni bir dövüş sisteminin ilham kaynağı olmuştu.

Mevcut Sisteme Zıt Teknikler: Bir tilki ile bir turnanın arasında dövüşten esinlenen bu sisteme tilki yada turna sistemi adı verilmedi. Ng Mui, tilkinin pençelerini ve turnanın kanatlarını temel alarak insan vücuduyla uyumlu bir dizi dövüş hareketleri geliştirdi. Düzenli hareketlerin kalıplaşmış şekillerde uygulanmasına dayalı olan mevcut Shao Lin Kung fu, Ng Mui’ye fazlaca karışık görünüyordu. Halbuki Shao Lin sisteminin bir derivasyonu olan yeni sistemde temel hareketler sade idi ve uygulamada akıllılığa dayanıyordu. Diğer bir ifade ile birbirinden az farkla ayrı olan yaklaşık on civarında Shao Lin sistemleri, formları öğrenen kişiye stereo-tip pratik imkanı veriyordu. Ng Mui tarafından ortaya konan bu yeni teknik son değişikliklerde yapıldıktan sonra üç form ve pratik maksatlı bir dizi tahta manken teknikleri sağlıyordu. Buna ilave olarak “Ejder dansı”, “Mağaradan çıkan Aslan” gibi şatafatlı isimler olan Shao Lin formları gerçek bir dövüşte çok yavan kalıyordu. Ng Mui’nin yeni sitemi ise gösteriş amaçlı değildi ve gerçek dövüş teknikleri kullanıyordu. Tekniğin pozisyonu anlatan ifadelerle ad verilmiştir. Mesela; avuç yukarı kol (palm-up arm) adlı teknikte avuç ve kolun pozisyonunu tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek! Eski Shao Lin ile Ng Mui’nin yeni sistemi arasındaki bir diğer farkta; Shao Lin sisteminde kuvvet antrenmanlarına çok önem veriliyordu. Öyle ki bir talebe formları öğrenmeye başlamadan evvel en az bir kaç yıl sadece belirli bir kondisyon yeterliliğine ulaşmaya çalışıyordu. Yeni sistemde ise düşmanı yenme kuvvetle değil akılla yapılıyordu. Tabi ki; bu kuvvet tamamen ihmal ediliyor demek değildi. Yeni teknik belirli durumda belirli rakibe uyacak onu yenmek için gerekli metodun adaptasyonunu sağlıyordu. Bu nedenle yeni kung fu sistemini öğrenen kişi ağır adımlar sabit duruş ve güçlü köprü eller yerine seri ve hafif adımlar esnek bir duruş ve akıllı el teknikleri öğrenmek durumundadır. Diğer bir ifadeyle eski Shao Lin sistemi gerçek dövüşte geniş aralıklı adımlar sabit bir duruş ve gerekli adımlar ve uzun köprülü eller kullanılırken bu yeni sistem birbirini takip eden adımlar ve dövüş içinde, geniş adımları ve uzun köprü kolları etkisiz bırakacak teknikler kullanıyordu. Eski Shao Lin sisteminde en çok kullanılan adım, ön adım (ön bacak kırık ve ağırlık arka bacak üzerinde) kullanıyordu. Arka adımın kullanılması rakibin ağırlık üzerine binmiş ön bacağına pratik saldırı ve kendi ön bacağına yapılan bir saldırıya ise etkili koruma sağlıyordu.

Sayfalar: 1 2 3 4